EY (Ernst & Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon (EYP), Jeostratejik Görünüm 2026 raporunda küresel dönüşümü şekillendirecek 10 jeopolitik gelişmeyi paylaştı. Bulgular, iş dünyasında yeni kurallar ve normların ortaya çıkacağı, kaynaklara erişimin kritikleşeceği ve bölgesel güç dengelerinin belirginleşeceği bir yıla işaret ediyor.
Rapora göre jeopolitik belirsizlikler sürerken, şirketlerin dayanıklılık ve rekabet gücü için jeopolitik dinamikleri stratejilerine proaktif biçimde entegre etmesi kritik önem taşıyor.
2026’yı şekillendirecek üç ana tema
EY-Parthenon, 2026’nın jeopolitik ortamını üç ana başlıkta topluyor: İş yapma biçimlerine dair yeni kurallar ve normlar, kaynak yetersizliği riskleri ve bölgesel dinamiklerin etkisinin artması.
10 kritik jeopolitik gelişme
Yeni kurallar ve normlar
1. Devlet müdahalesi: Hükümetler, ekonomik güvenliği güçlendirmek amacıyla sanayi teşvikleri, ticaret kısıtlamaları, yerel yatırım zorunlulukları ve şirket sahipliklerine yönelik düzenlemeleri sıkılaştıracak.
2. Baskı altındaki ticaret: Gümrük vergileri, tarife belirsizlikleri, ihracat kontrolleri ve yerel regülasyonlar, tedarik zincirlerinin ve ticaret modellerinin yeniden kurgulanmasını hızlandıracak.
3. Yapay zekâ ve siber çatışmalar: Yapay zekâ ulusal güvenlik ve kritik altyapının ayrılmaz parçası haline gelirken ülkeler kendi yapay zekâ altyapılarını güçlendirmeye odaklanacak.
Kısıtlı kaynaklar nedeniyle oluşan jeopolitik görünüm
4. Su kaynaklarının kısıtlılığı: Küresel su kıtlığı riski artarken, yarı iletken üretimi ve veri merkezlerinin soğutulması gibi alanlarda su talebi yükselmeye devam edecek.
5. Kritik minerallere erişimde rekabet: Dijital teknolojiler, batarya ekosistemi ve savunma için gerekli kritik minerallere erişim yarışı, yeni üretim ve ticaret modellerini doğuracak.
6. Borç, sermaye ve para birimleri: Jeopolitik rekabet ve sermaye tahsisinin siyasallaşması, küresel finans sisteminin sınırlarını yeniden şekillendirecek.
Bölgesel dinamikler
7. Kuzey Amerika’da politika belirsizliği: USMCA’nın gözden geçirilmesi ve buna bağlı tedarik zinciri yeniden yapılanmaları, faaliyet ortamında dalgalanmalara yol açacak.
8. Asya-Pasifik’te ekonomik güvenlik: Hükümetler, çok kutuplu yapıda bölgesel entegrasyon ile ulusal güvenlik hedefleri arasında denge kurarak ekonomik güvenliği önceleyecek.
9. Orta Doğu’da dengeler değişiyor: Bölgesel ve küresel aktörlerin konumlarını yeniden dengeleme hamleleri, ekonomik rekabeti artıracak.
10. Avrupa dönüm noktasında: Değişen küresel dengeler ve iç siyasi ayrışmalar, Avrupa’nın ulusal güvenlik ve rekabet gücü üzerinde baskı oluşturacak.
En çok etkilenecek sektörler
Tüketici ürünleri ve sağlık
Ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve tedarik zincirlerindeki dönüşüm, maliyet ve talep üzerinde baskı yaratabilir. Yapay zekâ ve siber riskler, veri gizliliği ve fikri mülkiyet alanlarında hassasiyetleri artırıyor.
Finansal hizmetler
Yerelleşme ve bölgeselleşmenin hızlanması, farklılaşan regülasyonlar ve artan siber risklerle birlikte uyum maliyetlerini yükseltiyor. Başarı, inovasyonla dayanıklılığı dengelemeye bağlı.
Kamu ve altyapı
Öncelik dayanıklılık ve dijital egemenlik. Altyapı projelerinde enerji, savunma ve siber güvenliğe odaklanılırken; su ve kritik mineraller gibi kısıtlar zaman planı ve maliyetleri zorlayabilir.
Sanayi ve enerji
Kritik minerallere erişim zorlukları ve enerji rotalarındaki belirsizlikler, tedarik ve fiyatlama üzerinde belirleyici olacak. Artan devlet müdahaleleri, yatırım ve inovasyon stratejilerini yeniden şekillendirebilir.
Özel sermaye fonları
Ticaret politikalarındaki belirsizlikler, sınır ötesi yatırımlarda fiyatlama ve risk değerlendirmesini zorlaştırırken; jeopolitik dönüşüm yeni yatırım yaklaşımlarına fırsatlar sunuyor.
Teknoloji, medya ve telekomünikasyon
Yapay zekâ ve siber güvenliğe ilişkin düzenleyici çerçeveler karmaşıklaşırken; enerji ve kritik minerallere erişimdeki kısıtlar, şirketleri inovasyon ve operasyonel dayanıklılık arasında denge kurmaya zorluyor.
EY-Parthenon Türkiye’den değerlendirme
“Jeostratejik Görünüm 2026 raporu kapsamında ele aldığımız 10 kritik jeopolitik gelişme, işletmeler için hem riskleri hem de önemli fırsatları ortaya koyuyor. Devlet müdahalelerinin artmasıyla faaliyet ve etkileşim biçimleri yeniden tanımlanırken; kritik kaynak ve minerallere talep yoğunlaşıyor, bu durum tedarik zincirlerini ve stratejik planlamayı doğrudan etkileyecek. 2026 yılında jeopolitik dinamiklerin; üretim, ticaret, enerji, iklim politikaları ve teknolojik dönüşüm başta olmak üzere küresel faaliyet ortamını yeniden şekillendirdiğini göreceğiz. Jeopolitik içgörüleri iş kararlarına, stratejilere ve kurumsal yönetişime proaktif biçimde entegre eden şirketler; bu değişimi daha iyi yöneterek dayanıklılıklarını güçlendirebilir.”

