EY’nin yayımladığı Tüketici Ürünleri ve Perakende Görünümü raporu, Orta Doğu’da artan gerilimle güncellenen varsayımların 2026 boyunca Avrupa’da tüketim üzerinde baskı yaratacağını ortaya koyuyor. Geçici enerji şokunun Euro Bölgesi enflasyonunu 0,5 puan artırırken; büyüme beklentisini %1,3’ten %1,0’a çektiği hesaplanıyor.
Enflasyon ve enerji görünümü
Rapor, 2026’da Euro Bölgesi enflasyonunun ortalama %2,4 seviyesinde kalacağını, 2027’de ise %2’nin altına gerileyeceğini öngörüyor. Doğalgaz üretimindeki kalıcı arz sorunları, Avrupa’da enerji fiyatlarının orta vadede yapısal olarak daha yüksek seyredeceğine işaret ediyor.
Ülkeler arası ayrışma
Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa genelinde enflasyon oranları; ücret dinamikleri, düzenlenmiş fiyatlar ve ÖTV etkileri nedeniyle ayrışıyor. Şubat 2026 itibarıyla Romanya gibi bazı Orta ve Doğu Avrupa ekonomilerinde enerji ve KDV artışlarının etkisiyle enflasyon yüksek kalırken; İsviçre, Fransa, İtalya, Danimarka ve Finlandiya’da sınırlı ücret artışlarıyla fiyat artışları düşük seyrediyor.
Ekonomik faaliyetlerde parçalı tablo
Euro Bölgesi 2025’te %1,4 büyüdü; İrlanda hariç tutulduğunda büyüme %1 seviyesinde gerçekleşti. Yatırım ve ihracat yılın son çeyreğinde toparlanırken, özel tüketim yavaşladı ve imalat yeniden durgunluğa girdi. İstihdam artışındaki zayıflama ve reel ücretlerdeki normalleşme tüketimi desteklemedi.
Orta-uzun vadede işgücü arzındaki durgunluk, demografik baskılar ve değişen hane yapıları tüketim kompozisyonunu dönüştürüyor. 2025–2029 döneminde İrlanda, İskandinav ülkeleri, İspanya, Hollanda, Birleşik Krallık ve İsviçre’de göç ve katılım artışıyla işgücü büyümesi öne çıkarken; Almanya, Yunanistan ve birçok Orta/Doğu Avrupa ülkesinde çalışma çağındaki nüfus daralıyor. Yaşlanan nüfus sağlık ve ilaç harcamalarını artırırken dayanıklı tüketime talebi sınırlıyor.
Bu dönüşüm; Orta ve Doğu Avrupa’da gıda ve ev içi tüketime, Güney Avrupa’da ise restoran ve konaklama harcamalarına daha yüksek pay ayrılmasıyla belirginleşiyor. Tasarruf oranları Almanya, Çekya, Macaristan ve Hollanda’da yüksek seyrederken; Yunanistan ve Romanya’da hanehalkları gelirin tamamını tüketime yönlendiriyor.
Tüketici davranışları ve perakende
Hanehalkları, zorunlu olmayan harcamaları ertelemeyi sürdürüyor. Günlük tüketim güçlü kalırken, büyük ve tekrarlanan alışverişlerde “bekle-gör” yaklaşımı öne çıkıyor. Enflasyondaki gevşeme fiyat baskısını hafifletse de enerji fiyatlarında kalıcı yükseliş perakende büyümesini yeniden fiyat odaklı bir zemine çekebilir.
Orta Doğu’daki belirsizliklerin tetiklediği fiyat artışları yalnızca toplam tüketimi değil, harcama bileşimini de değiştiriyor. Tüketiciler tamamen vazgeçmek yerine daha uygun fiyatlı alternatiflere yöneliyor; özellikle gıda ile ev ve kişisel bakımda “bir alt segmente geçiş” davranışı güçleniyor. Bu eğilim, marka sadakatindeki zayıflama ve tüm gelir gruplarında özel etiketli markalara artan ilgiyle örtüşüyor.
Uzman görüşü
“EY raporu, küresel jeopolitik belirsizliklerin ve enerji fiyatlarındaki oynaklığın tüketici davranışları üzerinde belirleyici olmaya devam ettiğini gösteriyor. Türkiye özelinde ise 2026’da kademeli dezenflasyon ve reel gelirlerdeki iyileşme, iç talebi destekleyen en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Diğer taraftan, küresel belirsizliklerin ve enerji fiyatlarındaki artışın tüketici davranışlarını etkileyeceği öngörülüyor; tüketicilerin harcama davranışı daha seçici bir yapıya bürünüyor. Perakende sektörü açısından bu tablo, hem fiyat hassasiyetinin hem de değer arayışının kalıcı hale geldiğini gösteriyor. Tüketiciler, temel ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanırken tüketim alışkanlıklarında özel etiketli markalara yönelimle birlikte fiyat-performans dengesine önem verildiği ön plana çıkıyor. Bu davranış değişimi ise markaların ürün ve iletişim stratejilerini yeniden şekillendirmesini gerektiriyor. Bu nedenle, 2026 yılı boyunca sektörün, parçalı talep yapısına ve değişen tüketici önceliklerine daha çevik yanıt vermesi kritik önem taşıyor.”

