İklim riskleri değişiyor: Dolu ve fırtına hasarı rekor düzeyde
Allianz Commercial analizlerine göre şiddetli konvektif fırtınaların (SCS) sıklığı ve şiddeti belirgin biçimde artıyor. Dolu, kasırgalardan daha az dikkat çekse de uçaklar, binalar, üretim tesisleri ve güneş panelleri gibi varlıklarda en yüksek maliyetli hasarların başlıca nedeni konumunda. Geçtiğimiz yıl SCS kaynaklı sigortalı doğal afet hasarları toplamda 60 milyar ABD dolarını aştı; 2023–2025 döneminde ise kümülatif tutar 200 milyar doların üzerine çıktı.
Küresel tablo: SCS olayları ve hasarların dağılımı
ABD, küresel sigortalı SCS hasarlarının %80’inden fazlasını oluşturuyor. Allianz Risk Barometresi’ne göre doğal afetler iş dünyasının en kritik riskleri arasında yüksek sıradaki yerini koruyor. SCS kaynaklı en büyük kayıpların %50–%80’inin dolu fırtınalarından kaynaklandığı tahmin ediliyor. Bu eğilim, yenilenebilir enerji altyapıları da dahil olmak üzere yüksek değerli varlıklarda hızla artan onarım ve ikame maliyetleriyle birleşerek sektör üzerinde baskı yaratıyor.
Enflasyon ve riskli bölgelerdeki yapılaşma kayıpları artırıyor
Nüfus artışı ve riskli bölgelerde yoğunlaşan yapılaşma, hızlı kentleşme ve eskiyen altyapılarla birleşince hasarların olasılığı ve maliyeti yükseliyor. Dolu sonrası en önemli hasar kaynakları arasında hortumlar ve şiddetli rüzgârlar yer alıyor. Özellikle çatı ve cephelerin yanı sıra araçlar ciddi etkileniyor. Beyzbol topu büyüklüğündeki bir dolu tanesi 160 km/sa hızlara ulaşarak yüksek kinetik enerjiyle yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Enflasyonist ortamda yeniden inşa ve onarım maliyetleri de hızla yükseliyor; örneğin ABD’de bazı bölgelerde asfalt çatı yenileme maliyetleri 2000’den bu yana %250, son 5 yılda ise %45 arttı.
Türkiye’de 2025’te 1.011 ekstrem hava olayı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 1.011 ekstrem meteorolojik olay kaydedildi. Bunların 273’ünü fırtına, 172’sini ise dolu oluşturdu. Ani ve yerel ölçekte gelişen bu olaylar; ani sel, taşkın ve altyapı hasarları gibi ikincil etkileri de tetikleyerek işletmeler için operasyonel riskleri büyütüyor. Geleneksel senaryo planlamasının ötesine geçen yapay zekâ destekli, veri odaklı yaklaşımlar; kırılgan noktaların önceden tespiti ve proaktif risk azaltımı için kritik önem taşıyor.
Öktem Örkün: İş dünyası için risk azaltımı öncelik
Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de dolu, fırtına ve ani hava olaylarının sıklığında ve şiddetinde belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu tablo, işletmeler açısından riskin doğasının değiştiğini ve dayanıklılığın artık bir tercih değil, temel bir gereklilik haline geldiğini gösteriyor. Ancak hiçbir işletmenin bu tür yüksek etkili ve öngörülmesi zor olaylara tamamen hazırlıklı olması mümkün değil. Bu nedenle kritik olan; riskleri doğru analiz etmek, farkındalığı artırmak ve farklı senaryolara karşı çevik, ölçeklenebilir müdahale planları oluşturmak. Allianz Türkiye olarak sigortacılığı yalnızca hasar sonrası finansal bir güvence olarak değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bütünsel bir süreç olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda uzman risk mühendislerimiz aracılığıyla işletmelerin maruz kaldığı riskleri sahada analiz ediyor, yapay zekâ gibi son teknolojilerle potansiyel riskleri önceden belirleyerek önleyici aksiyonların hayata geçirilmesine destek oluyoruz. Artan iklim riskleri karşısında, veri ve mühendislik temelli yaklaşımımızla işletmelerin dayanıklılığını güçlendirmeyi, risk farkındalığını artırmayı ve olası hasarların etkisini en aza indirmeyi hedefliyoruz.
Allianz hakkında
Allianz Grubu, yaklaşık 70 ülkede 156 bini aşkın çalışanıyla 128 milyon müşteriye sigortacılık ve varlık yönetimi hizmeti sunuyor. Sigorta müşterileri adına yönetilen 776 milyar avro ve PIMCO ile Allianz Global Investors’ın yönettiği 1,9 trilyon avro ile dünyanın en büyük varlık yöneticileri arasında yer alıyor. 2024 yıl sonu itibarıyla toplam iş hacmi 179,8 milyar avro, faaliyet kârı 16 milyar avro seviyesinde gerçekleşti. Allianz, Türkiye’de Allianz Trade, Allianz Partners ve Allianz Türkiye şirketleriyle faaliyet gösteriyor; 2.500 çalışan, 13 bölge müdürlüğü, 5.200 acente, 1.400 banka şubesi ve 10.000’i aşkın anlaşmalı kurumla 81 ilde hizmet veriyor. 2019’da hayata geçirilen Allianz Teknik, Türkiye’de uluslararası akreditasyon standartlarına uygun ilk ve tek akredite deprem laboratuvarı olarak öne çıkıyor.

