Bain & Company’nin yayımladığı Global M&A Raporu 2026’ya göre, küresel birleşme ve satın alma hacmi 2025’te yüzde 40 artarak 4,9 trilyon dolara çıktı. Araştırmaya katılan M&A yöneticilerinin yüzde 80’i, 2026’da işlem hacminin korunacağını veya artacağını öngörüyor. Yapay zekâ uygulamaları M&A süreçlerinde hızla yaygınlaşırken, sermaye kısıtı başarılı stratejiler için disiplinli değer yaratma odağını öne çıkarıyor.
2026’da küresel M&A görünümü
İyileşen makroekonomi, çıkışa hazır özel sermaye/girişim sermayesi varlıkları ve portföy stratejilerinde yeniden konumlanma, 2026 M&A gündeminin ana itici güçleri olarak öne çıkıyor. Şirketler, teknolojik dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle M&A’yi sadece tepki aracı değil, proaktif stratejik kaldıraç olarak kullanıyor.
Türkiye’ye ilişkin değerlendirme
Bain & Company Türkiye ortağı Armando Guastella, Türkiye’nin düşük maliyetli üretim merkezinden daha esnek ve yüksek katma değerli bir endüstriyel platforma evrildiğine işaret ediyor. M&A; yeni yetkinlik ve teknolojilerin entegrasyonu, portföy genişletme ve operasyonel sinerjilerle birlikte Türkiye’nin üretim verimliliği ve esnekliğinden faydalanarak yeni pazarlara açılım için stratejik bir kaldıraç olarak konumlanıyor.
“Geçtiğimiz yıl kaydedilen neredeyse rekor seviyedeki toparlanmanın ardından, birleşme ve satın almalar (M&A) açısından bir başka güçlü yıl için tüm koşullar oluşmuş durumda. Türkiye, ağırlıklı olarak düşük maliyetli bir üretim merkezi olmaktan çıkarak, rekabetçi maliyet yapısını korurken daha karmaşık ve daha yüksek katma değerli üretimi destekleyebilen esnek bir endüstriyel platforma doğru evrilmektedir. Tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı ve kâr havuzlarının yer değiştirdiği küreselleşme sonrası bir ortamda, M&A; Türk şirketleri için yeni yetkinlik ve teknolojileri entegre etmenin, portföylerini genişletmenin ve operasyonel sinerjiler yaratmanın yanı sıra, Türkiye’nin üretim verimliliği ve esnekliğinden faydalanarak yeni pazarlara girişleri destekleyen stratejik bir kaldıraç haline gelmektedir. Türkiye’nin üretim ekosisteminin sahip olduğu güçlü yönlerden faydalanan şirketler, yalnızca varlıkları satın almakla kalmayıp, aynı zamanda bu varlıkları etkin bir şekilde entegre ederek verimliliği, maliyet konumunu ve uzun vadeli rekabetçiliği artırabilmektedir.”
2026’da M&A’yı şekillendirecek temel dinamikler
Teknolojik dönüşüm: Yapay zekâ, robotik ve kuantum gibi alanlardaki ilerlemeler, M&A’yi hem teknoloji sektöründe hem de teknoloji dışı sektörlerde dönüştürüyor. Teknoloji işlemlerinin neredeyse yarısı artık bir AI bileşeni içeriyor.
Jeopolitik ve küreselleşme sonrası dönem: 2025’te yaşanan tarife şoklarının ardından, şirketler küresel ayak izlerini yeniden kurguluyor; avantajlı bölgelerde derinleşirken riskli alanlarda cesur portföy kararları alıyor. Bu yeniden konumlanmada M&A ve varlık satışları kritik rol üstleniyor.
Portföy yeniden yapılandırmaları: Şirketlerin yarısından fazlası birkaç yıl içinde varlık satışına hazırlanıyor; odaklanma, nakit yaratma ve yüksek değerleme ortamından yararlanma ön planda.
M&A’da yapay zekânın yükselişi
2025’te yöneticilerin yüzde 45’i M&A süreçlerinde yapay zekâ kullandı; bir önceki yıla göre iki kattan fazla artış. İşlem yapan şirketlerin yaklaşık üçte biri AI’yı sistematik olarak devreye alıyor veya süreçlerini buna göre yeniden tasarlıyor. Katılımcıların yarıdan fazlası, AI’nın işlemlerin yürütülme biçimini kökten değiştireceğini düşünüyor.
Yapay zekânın öne çıkan kullanım alanları
Dinamik işlem havuzları: Hedef evreninin daha hızlı ve doğru oluşturulması.
Dış istihbaratın doğruluğu: Pazar ve rakip verilerinin zenginleştirilmesi.
Sinerji tahmini: Değer potansiyeline daha hızlı ulaşım.
Entegrasyon hazırlığı: Yol haritasının sadeleştirilmesi ve hızlandırılması.
Paydaş içgörüleri: Müşteri, çalışan ve yatırımcı beklentilerine erken erişim.
Sermaye kısıtı: 2026’nın belirleyici engeli
Güçlü hacme karşın, M&A’ya ayrılan sermayenin toplam içindeki payı 30 yılın en düşüğünde. Sermaye için artan rekabet, işlem çıtasını yükseltiyor; disiplinli dönüşüm yaklaşımı ve net değer yaratma tezi başarı için kritik.
2026 M&A gündeminde beş kritik öncelik
M&A’yi yeni stratejik bağlama oturtmak: İşlemlerin cazip pazarlarda rekabetçiliği ve yetkinlik kazanım hızını artırıp artırmadığını sorgulamak.
Büyük hamlelerden değer yaratmak: Entegrasyon tezine göre operasyonların sıralanması ve zorlu önceliklendirme kararlarının netleştirilmesi.
Tez odaklı detaylı inceleme: M&A’nin sermayenin en doğru kullanım alanı olup olmadığını kanıtlayan, potansiyel odaklı inceleme.
Uçtan uca M&A kabiliyeti inşası: Rekabet gücünü ve sinerjilerin hayata geçme hızını artıran kurumsal yetkinlikler.
Stratejik sermaye tahsisi: Capex, M&A ve Ar-Ge yatırımlarının çok yıllı planlaması ve yatırımcıya tutarlı iletişimi.
Sektörel başlıklar
Bankacılık
2025’te M&A hacmi 212 milyar dolara yükseldi. Elverişli düzenlemeler, para politikası desteği ve modernizasyon ihtiyacı stratejik büyüme odaklı işlemleri hızlandırdı. Ölçek ve kapsamı birleştiren işlemler, değerlemede yaklaşık yüzde 30 daha iyi performans sağladı.
Petrol ve gaz
Sektörde rekor konsolidasyonla ölçek ve entegrasyon arayışı öne çıktı. Düşen petrol fiyatlarına ve doğalgaza yönelik yüksek talebe karşı maliyet düşürme ve değer zinciri entegrasyonu belirleyici oldu. Son 10 yılda en büyük 20 alıcı toplam işlem değerinin yüzde 53’ünü gerçekleştirdi.
Yazılım
2025’te rekor sayıda yapay zekâ odaklı satın alma yapıldı. Teknoloji işlemlerinin neredeyse yarısı AI bileşeni içerdi; şirketler ürün yetkinliklerini güçlendirmek ve inovasyonu hızlandırmak için M&A’yi stratejik araç olarak kullanıyor. Gelir sinerjileri değer önerisinin merkezinde.
Euro Bölgesi M&A piyasası
Euro Bölgesi’nde işlem hacmi 2025’te yıllık yüzde 50 artışla 379 milyar dolara ulaştı. Bölgeden yurt dışına yönelik stratejik işlemlerin toplam değeri yüzde 61 artarak 211 milyar dolara çıktı. 5 milyar dolar üzeri mega anlaşmaların sayısı neredeyse üç katına yükselirken toplam değer yaklaşık yüzde 190 arttı.
Finansal hizmetler, tüketici ürünleri ve telekomünikasyon 2024’e kıyasla stratejik işlem değerini iki kattan fazla artırdı. İleri imalat ve hizmetler ile enerji ve doğal kaynaklarda ise yatay ya da gerileyen bir seyir görüldü. Almanya; ileri imalat, mobilite, enerji dönüşümü ve endüstriyel teknolojilerde aktif işlem ortamıyla 2026’ya kadar sağlam bir potansiyel havuzu koruyor.

