EY’ın Merkez Avrupa Bölgesi’nde yürüttüğü Nadir Toprak Elementleri (NTE) araştırması, akıllı telefonlardan elektrikli araçlara uzanan geniş kullanım alanlarının etkisiyle küresel talebin hızla arttığını gösteriyor. Çalışma, Çin’in uyguladığı ihracat kontrollerinin tedarik risklerini büyüttüğünü, Türkiye’nin ise AB’nin NTE tedarikinde stratejik ortak olma potansiyelini güçlendirdiğini ortaya koyuyor.
Küresel talep ve Çin’e bağımlılık
Nadir toprak elementleri; benzersiz manyetik, optik ve elektrokimyasal özellikleriyle modern teknolojilerin görünmez omurgasını oluşturuyor. Özellikle dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini koruyan kalıcı mıknatıslar, küresel NTE talebinin %45’ini temsil ediyor ve önümüzdeki 10 yılda yıllık %9 büyüme öngörülüyor.
Çin bugün küresel NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon süreçlerinin %90’ını kontrol ediyor; sinterlenmiş kalıcı mıknatıs (PETRM) üretimindeki payı ise %94. 2026 sonuna kadar 17 NTE’nin 12’sine ihracat lisansı getirilebileceği belirtilirken, düzenleyici kapsamın genişlemesi Avrupa’nın kritik hammaddelere erişimini daha da zorlaştırabilir. Bu çerçevede lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor.
Piyasalara yansıma
Tedarik güvenliğine dönük endişeler nedeniyle, seçili (en büyük beş) NTE üreticisinin piyasa değeri 2025’in ilk 10 ayında %175 arttı. Bu ivme, aynı dönemde enerji ve teknoloji devlerindeki performansı geride bıraktı.
AB’nin stratejisi: geri dönüşüm ve alternatif kaynaklar
AB, 2030’a kadar stratejik hammaddelerin %25’ini geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor. NTE’lerin çıkarımı; benzer kimyasal özellikler, su ve enerji ihtiyacı, kimyasal sızıntı riski ve doğal radyoaktif elementlerin açığa çıkması gibi çevresel ve teknik zorluklar barındırıyor. Yeni madenlerin devreye alınması 8–10 yıl, rafinerilerin kurulması ise yaklaşık 5 yıl sürebiliyor. Bu nedenle İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor.
Merkez Avrupa ve Türkiye’nin avantajı
İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri, yaklaşık 11 milyon ton potansiyelle AB’nin ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Avrupa, Çin’in ham NTE ve kalıcı mıknatıs ihracatında başlıca destinasyon olmaya devam ederken Almanya, İtalya ve İspanya öne çıkıyor.
Türkiye’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na göre Eskişehir Beylikova–Sivrihisar sahasında 694 milyon ton NTE rezervi bulunuyor. Tahminler, bu sahayı Çin’deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo”dan sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi konumuna yerleştiriyor. Türkiye, Ekim 2024’te Çin ile doğal kaynaklar ve madencilik alanlarında iş birliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzaladı.
Kullanım alanları
NTE’ler; akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, hibrit ve elektrikli otomobiller, rüzgâr türbinleri, güneş panelleri gibi yüksek teknoloji ürünlerinde; ayrıca savunma sanayisinde jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemlerinde kritik rol oynuyor.
Uzman görüşü
“Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve endüstriyel üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin ciddi büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların ajandalarındaki öncelikleri yeniden şekillendiriyor. Türkiye, hem Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, hem gelişen sanayi altyapısı hem de nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol üstlenebilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleri ile yatırılacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde rol alan yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimizi tahmin ediyoruz. EY-Parthenon olarak, küresel ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörünün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya uçtan uca hizmet vermeye ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz.”

