EY’nin yayımladığı “Telekomünikasyon Operatörleri için En Büyük 10 Risk” raporu, sektörde gizlilik, güvenlik ve güven başlıklarının ilk sırada konumlandığını; yapay zekâ uygulamalarının ise hem fırsat hem de yeni risk alanları yarattığını ortaya koyuyor. Teknoloji dönüşümünün hızlanması, yetenek açığı ve jeopolitik belirsizlikler de risk radarında öne çıkıyor.
Telekom operatörlerini bekleyen ilk 10 risk
Risk 1: Gizlilik, güvenlik ve güven konularının yeterince ele alınmaması
Telekom katılımcılarının yalnızca %59’u yapay zekâ risklerini tanımlama, değerlendirme ve azaltma konusunda etkili bir metodolojiye sahip. İç denetim, etik politikalar ve üçüncü taraf tasdikleri gibi güven önlemleri sektör genelinde sınırlı ölçüde benimseniyor. Siber güvenlik birimlerinin gelişen risk ortamına uyumda rol ve sorumluluklarını genişletmekte zorlandığı görülüyor.
Risk 2: Yeni nesil teknolojilerle yeterli dönüşüm sağlanamaması
Yapay zekâ geçişi teknoloji araçlarını güncelleme baskısı yaratıyor. CEO’ların başlıca endişeleri; kaynak yetersizliği ve yönetişim çerçeveleri (%55), düzenleyici zorluklar (%53) ve kullanım senaryosu önceliklendirme güçlükleri (%40). Şirketlerin %33’ü yatırımlarını hızlandırmayı planlarken, %32’si azaltmayı veya yeniden değerlendirmeyi düşünüyor.
Risk 3: Yetenek ve organizasyonel kültür yönetimi
Ağ ve BT otomasyonu, kurum içi platform geliştirme ve çoklu tedarikçi entegrasyonu yeni yetenek ihtiyacını artırıyor. En çok talep gören alanlar: siber güvenlik (%67), yapay zekâ ve makine öğrenimi (%65), BT altyapısı (%63) ve veri bilimi (%60). Şirketler bu açığı beceri geliştirme (%87), teknoloji ortaklarından geçici işe alım (%53) ve satın almalarla yetenek kazanımı (%38) ile kapatmaya çalışıyor.
Risk 4: Ağ performansı ve değer üretiminde yetersizlik
FTTH yaygınlaşsa da birçok ülkede benimseme düşük. Fiyat, alternatif teknolojiler ve kullanıcı ihtiyacı belirleyici. Farklılaşma için fiyatın ötesinde gelişmiş kullanıcı deneyimi ve müşteri iletişimi önem kazanıyor. Dış faktör kaynaklı kesintiler karşısında, müşteri ekipmanından altyapıya tüm bağlantı zincirinin uçtan uca izlenmesi kritik.
Risk 5: Jeopolitik değişikliklere uyum eksikliği
Jeopolitik belirsizlikler artarken, ulusal teknoloji egemenliği yeni fırsatlar da sunuyor. CEO’ların %22’si jeopolitik belirsizlikleri, %18’i makroekonomik belirsizlikleri, %13’ü ticaret/maliye politikalarını büyüme için risk görüyor. Bulut ve yapay zekâ altyapısı gibi alanlarda fırsatlar artsa da, güçlü veri koruma ve güvenilir yapay zekâ yönetişimi ihtiyacı büyüyor.
Risk 6: Yeni iş modellerinden yeterli fayda sağlanamaması
Kurumsal müşterilere sunulan yeni hizmetlerde farkındalık düşük. Katılımcıların %73’ü tedarikçi ekosistemi yönetimi hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyor; %56’sı ek teknoloji ortaklarından haberdar değil. Bu durum hizmetlerin benimsenmesini ve gelir potansiyelini sınırlıyor.
Risk 7: Çeşitlenen iş birliklerinin uyumlu yönetilememesi
Hedef pazar genişletme ve API, AdTech gibi alanlarda gelir yaratma çabaları artarken, telekomlar arası yatay iş birliği de çoğalıyor. Bu genişleyen ortaklıkların stratejik uyum içinde yönetilmesi ve düzenli gözden geçirilmesi kritik.
Risk 8: Değişen müşteri ihtiyaçlarına hızlı yanıt verilememesi
Dijital güvenliğe dair endişeler yükseliyor: “Çok endişeli” olanların oranı 2022’de %38 iken 2024’te %47. Ekran süresi endişesi %40, internetin esenliğe olumsuz etkisini sıkça düşünenler %38. Genç kullanıcılar ve ailelere yönelik çözümler için ebeveynler, düzenleyiciler ve eğitim kurumlarıyla uyum şart.
Risk 9: Sürdürülebilirlik gündeminin etkin yönetilememesi
Operatörlerin %75’i emisyonlarını azalttığını bildiriyor; sürdürülebilir tedarik ve dijital haklar politikaları yaygın. Liderlerin %60’ı taahhütlerin zamanlamasını yeniden değerlendiriyor olsa da, önümüzdeki 5 yıla yayılan kapsamlı ESG aksiyonları planlanıyor.
Risk 10: Operasyonel modellerin yetersizliği uzun vadeli büyümeyi sınırlandırması
Merkezileşen iş operasyonları ve M&A eğilimi ile GBS modelleri yaygınlaşıyor; şirketlerin %61’i GBS’e bağlı. Liderlerin %77’si M&A ile büyüme bekliyor; ancak yetenek, kültür ve teknoloji entegrasyonu yanında daha kapsamlı düzenleyici onay süreçleri gerektiriyor.
“Rapor, telekom operatörlerinin değişken ve giderek daha bağlantılı bir risk ortamıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Gizlilik, güvenlik ve güven alanlarındaki riskler öne çıkarken; yapay zekâ gibi yenilikçi teknolojilerden hızlı faydalanma isteği, teknoloji dönüşümü güçlükleriyle birlikte ilerliyor. Dayanıklı ve rekabetçi kalmak için uçtan uca risk yönetimini güçlendirmek, risk yol haritalarını güncellemek ve organizasyonda risk kültürünü doğru metriklerle beslemek kritik önem taşıyor.”
EY hakkında
EY (Ernst & Young), 150’den fazla ülkede danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji, teknoloji ve vergi alanlarında çözümler sunuyor. Profesyonel ekipleri ve teknoloji altyapısıyla kurumların gelişimine ve dönüşümüne destek olurken; şirketler, çalışanlar ve toplum için uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor.

