İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye Ekonomi Kurumu ile ortaklaşa düzenlenen 2. İlkbahar Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Dünyaca tanınan ekonomistlerin katıldığı konferansta yapay zekâdan para politikasına, sürdürülebilir kalkınmadan büyüme ve bölgesel eşitsizliklere uzanan stratejik başlıklar ele alındı.

Columbia Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jeffrey Sachs, Collège de France & LSE’den Prof. Dr. Philippe Aghion, Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, Cambridge Üniversitesi’nden Doç. Dr. Özge Öner ve OECD Genel Müdür Yardımcısı Dr. Filiz Ünsal’ın konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte yaklaşık 180 akademik bildiri sunuldu; 50 davetli konuşmacı gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

Sürdürülebilir büyüme ve sanayi politikası

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda büyüme ile cari açık arasındaki dengenin güçlendirilmesi için yapısal dönüşümün önemine dikkat çekti.

“Büyümemizi dış ticaret dengesiyle uyumlu kılmak adına stratejik bir dönüşüm şart. Küresel ekonomide ABD ve Çin’in öncülük ettiği yeni sanayileşme dalgası, artık geleneksel korumacılığın ötesine geçmeyi zorunlu kılıyor. Türkiye’nin de verimlilik, yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı, firmaya özel teşvik mekanizmalarını içeren geniş kapsamlı bir sanayi politikasını benimsemesi, ekonomik istikrarın kalıcı anahtarı olacak.”

Mikrocoğrafya ve mekânsal iktisat

Doç. Dr. Özge Öner, iktisadi olayların yalnızca makro değil, “mikrocoğrafya” ölçeğinde incelenmesi gerektiğini vurguladı; mahalle ölçeğinde sosyal etkileşim ve öğrenme mekanizmalarının belirleyici etkisine işaret etti.

“İktisatta nedenselliği açıklamak yetmez; mekanizmaların coğrafi olarak nasıl cereyan ettiğini de anlamamız gerekir. İsveç ve İngiltere verileriyle yaptığımız analizler, göçmenlerin istihdamından seçmen davranışlarına kadar pek çok alanda, mahalle ölçeğindeki sosyal etkileşimin ve ‘öğrenme mekanizmasının’ kişisel özelliklerden çok daha belirleyici bir çarpan etkisi yarattığını gösteriyor.”

Enerji dönüşümü ve yapay zekâ

Prof. Dr. Jeffrey Sachs, iklim krizinde gelinen kritik eşiğe dikkat çekerek çözümün 25–30 yıllık planlama ve bölgesel işbirliğinden geçtiğini belirtti. Türkiye’nin temiz enerji vizyonunda bölgesel entegrasyonun önemine vurgu yaptı.

“İklim krizinde 1,5 derecelik sınırı aşmış durumdayız; ısınma beklenenden çok daha hızlı ilerliyor. Temiz enerjiye geçiş, ulusal sınırları aşan bölgesel bir proje olarak ele alınmalı. Bu süreçte yapay zekâ, hem yüksek enerji tüketen bir yapı hem de akıllı şebekelerin yönetiminde verimliliği artıran en büyük güç olarak çift taraflı bir rol oynayacak. Yapay zekânın geleceği, büyük miktarda sıfır karbonlu enerjiye bağlı.”

Süperstar şirketler ve yapay zekâ devrimi

Prof. Dr. Philippe Aghion, dijital dönüşüme yön veren “süperstar” şirketlerin büyüme üzerindeki etkisini ve rekabet politikalarının bu yeni düzene uyum ihtiyacını değerlendirdi.

“Bilişim teknolojileri devrimini başlatan süperstar firmalar, ilk etapta büyümeye ivme kazandırdı. Ancak bu yapılar aşırı büyüdüğünde ve rekabet politikaları ayak uyduramadığında, yeni oyuncuların piyasaya girişi zorlaşıyor; bu tablo uzun vadede büyümeyi yavaşlatıyor. Yeni fikirler, mevcut bilgilerin yeni kombinasyonlarıdır. Yapay zekâ bu birleşimi eşsiz bir hızla yaparak büyümeyi sürdürülebilir kılan bir fikir motoruna dönüşüyor.”

Mikro işletmelerin dijital dönüşümü

Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, Türkiye gibi ekonomilerde mikro işletmelerin stratejik önemine dikkat çekerek yapay zekânın bu işletmeler üzerindeki dönüştürücü etkisini öne çıkardı.

“Büyük ve yerleşik firmalar yapay zekâyı genellikle maliyet düşürmek ve iş gücünü ikame etmek amacıyla kullanırken; yeni iş alanları, yenilikçi ürünler ve taze istihdam fırsatları genç ve küçük işletmelerden geliyor. Verilerimiz açıkça gösteriyor ki; küçük işletmeler yapay zekâyı benimsediklerinde, yıktıklarından dört kat daha fazla yeni iş alanı yaratıyorlar.”

Para politikasında kurumsal olgunluk

OECD Genel Müdür Yardımcısı Dr. Filiz Ünsal, yükselen piyasa ekonomilerinin şoklara dayanıklılığını artıracak yeni nesil stratejilere ve para politikasında kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine dikkat çekti.

“Faiz politikasını tutarlı bir şekilde uygulayamayan bir merkez bankası için diğer araçları kullanmayı düşünmek gerçekçi değildir. Bu araçları etkili ve ekonomik olarak mantıklı bir şekilde yönetebilmek için merkez bankalarının; operasyonel stratejiden şeffaflığa, iletişimden bağımsızlığa kadar her alanda belirli bir kurumsal olgunluk derecesine sahip olması şart.”

İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında

1996 yılında “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosuyla kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin 20.000’in üzerinde öğrencisi ve 70.000’i aşkın mezunu bulunuyor. Üniversite; Hukuk, İletişim, İşletme, Mimarlık, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Uygulamalı Bilimler, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşerî Bilimler fakültelerinin yanı sıra Bilişim Teknolojisi Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulu, Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Avrupa Birliği Enstitüsü ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü çatısı altında 150’yi aşkın program sunuyor.

Üniversitenin İstanbul’un merkezinde santralistanbul, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunuyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen TEK 2. İlkbahar Toplantısı katılımcıları
İstanbul Bilgi Üniversitesi, TEK 2. İlkbahar Toplantısı
Siyahtilki, iş dünyasının ilham kaynağı!
Cookie Cookie

Siyahtilki olarak, sitemizde deneyiminizi geliştirmek ve içerikleri ilgi alanlarınıza göre uyarlayabilmek için çerezleri kullanıyoruz. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman “Çerez Ayarları” bölümünden güncelleyebilirsiniz. Çerezleri kabul etmek istemezseniz Reddet seçeneğini kullanabilirsiniz. Hangi verileri topladığımızı ve nasıl kullandığımızı öğrenebileceğiniz “Çerez Politikası” metnimize ulaşabilirsiniz.