TAİD ve TREDER’in 8. zirvesinde taşımacılığın geleceği masada
TAİD ve TREDER iş birliğiyle gerçekleştirilen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla düzenlenen etkinlikte; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri ele alındı.
TAİD Başkanı Burak Hoşgören, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüştüğünü vurgulayarak sektörün yeni rekabet dinamiklerine dikkat çekti.
“Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz.”
“Otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimiyle yeni bir dönem başladı.”
Panel: Değişen taşımacılık ekosistemi ve ortak gelecek
TAİD tarafından düzenlenen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panel, TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer’in katılımıyla gerçekleşti. Panelde elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Lojistiğin ve ihracatın omurgası: karayolu
Karayolu taşımacılığı Türkiye’de lojistiğin ana omurgasını oluşturmaya devam ediyor. Küresel lojistik pazarının toplam ticaretin üçte birine ulaştığına dikkat çekilirken, Türkiye’de 100 milyar doların üzerindeki pazarın yaklaşık yüzde 58’inin karayoluyla gerçekleştirildiği hatırlatıldı.
Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar
Kıvanç Kızılkaya, elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin eşzamanlı geliştirildiğini; ancak kısa vadeli önceliğin bağlantılı araçlar olduğunu vurguladı. Araçlar arası haberleşme ve anlık veri işleme kabiliyetlerinin yaygınlaştığı, otonominin ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda testlerle ilerlediği aktarıldı.
“Mekanik”ten “yaşayan ürün”e: yazılım ve veri merkezde
Erhan Biçer, tasarım ve mühendislikte yazılım, veri ve enerji yönetiminin merkezde yer aldığını belirtti. İçten yanmalı motor döneminin şasi anlayışından, batarya yerleşimi ve modüler mimarilere geçişe dikkat çekti; uzaktan teşhis, öngörücü bakım ve sürekli güncelleme ile araçların “yaşayan ürünler”e dönüştüğünü ifade etti. Regülasyonların tasarım üzerindeki belirleyici rolü de vurgulandı.
Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı ve teşvik şart
İffet Türken, şarj altyapısı eksikleri, ülkeler arası regülasyon uyumsuzlukları ve araç boyut-kütle standartlarındaki belirsizliklerin dönüşümün önündeki temel engeller olduğunu söyledi. Ortak altyapı, teşvik ve standartlarla koordineli ilerlemenin zorunlu olduğunun altını çizdi.
Sanayinin ikinci başarı perdesi: lojistik koridorları
Semih Pala, Türkiye’nin ağır vasıta ve treyler üretimindeki başarı hikâyesinin demiryolu bağlantıları ve lojistik koridorları ile yeni bir evreye taşınacağını belirtti. OSB’lerin limanlara demiryolu ile bağlanması, Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projelerin kombine taşımacılığı güçlendireceği ifade edildi.
Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek
Otonom teknolojiler sürücüsüz bir gelecek anlamına gelmiyor; sürücü profilinin dönüşümü anlamına geliyor. Elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, teknolojiye uyumlu insan kaynağına duyulan ihtiyaç artıyor.
Çevik Ar-Ge ve yazılım odaklı rekabet
Geleneksel Ar-Ge metotlarının yerini “hızlı deneyip hızla öğrenen” çevik yapılar alıyor. Yazılım mühendisliği ve veri biliminin Ar-Ge kadrolarındaki payı büyürken; siber güvenlik, sahadan veri toplama ve üniversite-sanayi iş birlikleri kritik hale geliyor.
Sınırda karbon ve bütünleşik ekosistem ihtiyacı
AB’nin sürdürülebilirlik standartları ve yakında devreye girecek sınırda karbon düzenlemeleri, sektörün rekabet şartlarını yeniden tanımlıyor. Çekici ve treylerin uyumlu, bütünleşik çalışması, veri güvenliği ve ortak standartlarla desteklenen bir ekosistem yaklaşımı, dönüşümün temel dayanağı olarak öne çıkıyor.



