Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği hazırlıkları sürerken, Ülker 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şirket; israfsız şirket kültürü, onarıcı tarım, su ve enerji verimliliği ile üretici gelişimini destekleyen projelerinin sonuçlarını paylaştı ve 2030 ara hedefleri doğrultusunda 2050 Net Sıfır yolculuğunu vurguladı.
İklim kriziyle mücadelede tarımsal üretimin gücü
Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı
“COP31 ile dünyanın iklim odağı Türkiye’ye çevrilirken, bu topraklardan doğan global bir şirket olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Küresel iklim kriziyle mücadelede çözümün anahtarı, vaatleri aşarak yerel değerleri korumak ve ülkemizin tarımsal üretim gücünü geleceğe taşımaktır. İsrafsız şirket kültürümüzü 2050 Net Sıfır vizyonumuzla birleştiriyor; çiftçilerimiz ve iş ortaklarımızla değer zincirimizde dönüşümü destekliyoruz. Uzun vadeli hedeflerimizi paylaşırken, bu hedefleri mümkün kılacak adımları bugünden atmaya önem veriyoruz.”
Karbon emisyonu ve kaynak kullanımı azaltılıyor
Ülker, 2025’te Türkiye’deki son ürün ve ham madde fabrikalarında I-REC sertifikalı yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanarak elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı ve 97 bin 193 ton karbon emisyonunu önledi. Enerji ve su verimliliği projeleriyle yaklaşık 634 evin yıllık toplam enerji kullanımına eşdeğer 12 bin 11 megavatsaat enerji ve 53,5 milyon yarım litrelik şişe suya eşdeğer 26 bin 759 metreküp su tasarrufu sağladı.
İsrafsız şirket kültürüyle ambalajlarda plastik kullanımı 96 ton, kâğıt kullanımı 25,2 ton azaltıldı. Ülker, geri dönüştürülebilirliği artıran malzeme dönüşümleri hayata geçirirken ambalajlarda tek tip ham madde kullanımını yaygınlaştırdı; böylece plastik kullanımını azaltırken geri dönüşüm süreçlerine uyumu güçlendirdi. Bu çalışmaların sonucunda plastik ambalajların tamamında kompozit yapılardan çıkıldı.
Onarıcı tarımla verimlilik artıyor
Ülker’in buğday üretiminde yürüttüğü Onarıcı Tarım Projesi, 2025’te 101 çiftçiyle 6 bin 860 dekarlık alanda devam etti. Toprak analizleri, uydu görüntüleri ve sensör verilerini çiftçilerin bilgi ve deneyimiyle birleştiren projede; örtü ve çit bitkisi, azaltılmış işleme, gübre ve sulama optimizasyonu gibi uygulamalar sayesinde önceki sezona göre kuru tarım alanlarında verim yüzde 22 arttı, gübre kaynaklı karbon emisyonları yüzde 10 azaldı. Sulanan alanlarda ise verim yüzde 21 arttı, sulama kaynaklı enerji emisyonları yüzde 32 düştü.
Proje kapsamında Kırıkkale’de yürütülen Yağmurdan Hasada sosyal sorumluluk çalışmasıyla dört okulda yağmur suyu hasadı sistemleri, damla sulama sistemi ve bostanlar kuruldu. Öğrencileri üretime dahil eden çalışmayla su verimliliği, sürdürülebilir tarım ve çevre bilincinin uygulamalı olarak geliştirilmesi hedefleniyor.
Fındık ve kakaoda sürdürülebilir üretim
Ülker, 2023 yılında başlattığı Fındıktan Fazlası Projesiyle 2025’te 100’ü kadın 200 çiftçiye toprak analizi, gübreleme, budama ve zararlılarla mücadele konularında eğitim ve saha desteği sağladı; biyolojik mücadele için 9 bin samuray arısı doğaya salındı. Proje, 2026’da 175’i kadın 350 çiftçiye ve 4 bin 356 dekara ulaştı.
Ülker’in 2020’den bu yana sürdürdüğü Kakaodan Fazlası projesi, Fildişi Sahili’ndeki grup iştiraki Fildisi Cocoa Industry, Earthworm Foundation ve Topkapı’daki kakao işleme tesisi aracılığıyla çiftçiler ve kooperatiflerle doğrudan bağ kurularak yürütülüyor. Tarımsal ormancılık pilotu 2025’te iki kooperatife genişletildi; DAKUA kooperatifinde 196 çiftçiye ait 387 hektar haritalandı, altı farklı bölgeye 16 bin 266 orman ve meyve ağacı dikildi. Proje; toprağın korunması, biyoçeşitliliğin geliştirilmesi ve çiftçi ailelerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlıyor.
Ürünlerde dengeli beslenme hedefleri
Ülker, tüketici beklentileri ve yükselen bütünsel iyilik trendi doğrultusunda mevcut ve yeni ürünlerini geliştiriyor. pladis’in global beslenme modeli kapsamında ürünlerinde şeker, tuz ve doymuş yağı azaltmayı; lif ve proteini artırmayı hedefliyor. Tüm ürün kategorilerinde 2030 yılına kadar 50 ton tuz, 1.000 ton yağ ve 3.000 ton şeker azaltımı planlanıyor.
Yapay zekâ ve dijital teknolojilerle kaynak verimliliği
Ülker, yapay zekâyı ve dijital teknolojileri çevresel, sosyal, yönetişim (ÇSY) hedeflerine ulaşmada etkin bir araç olarak konumlandırıyor; çevresel verimlilik, risk yönetimi, raporlama süreçleri ve tedarik zinciri yönetiminde kullanıyor. Yıl içinde uygulamaya alınan yapay zekâ çözümleriyle Türkiye’deki fabrikalarda yıllık 200 milyon TL’nin üzerinde tasarruf sağlandı. Üretimde makine verileri anlık izlenerek olası arızalar önceden tespit ediliyor, enerji tüketimi daha etkin yönetiliyor ve kalite kontrolü geliştiriliyor.
Yapay zekâ destekli rota optimizasyonuyla lojistik kaynaklı karbon salımını 2014’ten bu yana yüzde 70’e varan oranda azaltan Ülker, 2025’te 100 milyon TL tasarruf sağladı ve lojistik maliyetlerini bir önceki yıla göre yüzde 4 düşürdü. Tarım alanında uydu görüntüleri, sensörler ve dijital analiz araçlarıyla toprağın ihtiyaçları, bitki gelişimi ve sulama zamanlaması daha hassas biçimde takip ediliyor; böylece su, gübre ve diğer girdiler daha verimli kullanılıyor.
Ulusal ve uluslararası platformlarda takdir
Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmaları bağımsız değerlendirmelerde öne çıkıyor. LSEG’in değerlendirmesinde dünya genelindeki 427 gıda şirketi arasında en yüksek puanı alarak üst üste üçüncü kez kategori lideri oldu. S&P Global’in The Sustainability Yearbook listesinde yer almayı sürdürerek gıda ürünleri kategorisindeki 26 şirket arasında tek Türk şirketi olma başarısını gösterdi. Ülker, 2015’ten bu yana yer aldığı Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nin yanı sıra, 2025’te BIST Sürdürülebilirlik 25 endeksine de girdi.
Ülker 2030 ara hedeflerine ilerliyor
Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) ile uyumlu taahhütleri kapsamında Ülker, 2030’a kadar 2023’e kıyasla Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını yüzde 30, tarım ve arazi kullanımıyla ilişkili FLAG emisyonlarını yüzde 30,3 azaltmayı hedefliyor. Sözleşmeli buğday üreticileriyle onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekara taşımak da hedefler arasında.
Şirket ayrıca fabrika ve depolarında elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı, birim üretim başına su kullanımını 2014’e göre yüzde 45 azaltmayı ve üretim kaynaklı net ham madde kayıplarını yüzde 0,5’in altına indirmeyi hedefliyor. Kakao ve bitkisel yağ hariç yerli tarımsal ham madde kullanımını yüzde 90’a çıkarma planıyla yerel üretimi ve tedarik zinciri dayanıklılığını destekliyor.



